Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Tadı Damağımızda Kalan Yemeklerimiz

Ahmet ÇAPKU

07 Mart 2019

Ahmet ÇAPKU

  İnsan madde ve manasıyla bir bütündür. Bedenin idamesi ve idaresi için yeme, içme gibi temel hususlar söz konusudur. Yenilen içilen şeylerin sağlığa uygun olması öteden beri her kişi ve toplumun özen gösterdiği bir meseledir. İnsan ne ölçüde temiz, sağlıklı gıda ile beslenirse hayata tutunması ve istikamet üzere düşünmesi (düşünce üretmesi) o ölçüde mümkün hale gelir.

  Gazzâlî, insanların sağlığına nelerin iyi gelip gelmediğinin bilgisinin ancak nebiler tarafından haber verilmiş olabileceğini belirtir. İnsan mizacının oluşumunda içinde bulunduğu iklim kuşağının ve o kuşağın insanlara sunduğu türlü çeşit bitkilerin olduğunu göz önünde bulundurabiliriz. Bu açıdan Türkler’in yaşadığı coğrafyalara bakıldığında bunların genelde ılıman kuşakta yer aldığı, bu kuşaktakilerin genelde dengeli bir mizaca sahip oldukları eski kaynaklarda ifade edilir.

  Mutfak kültürümüz, binlerce yıla uzanan tarihsel birikim taşır. Tıpkı atasözlerimiz gibi süzüle süzüle gelen bu birikim büyük bir coğrafyaya yayılmış ve ortaya koyduğu ürünlerle tadı damağımızda kalan bir özellik arzetmiştir. Her bir muhitin kendine özgü yemek kültürü Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarının etkisiyle zengin bir çeşitlilik sunarak sofralarımızı süslemiştir. Bu durumu dil, musiki, mimari, giyim kuşam alanlarında da görebilmek mümkündür. Yemek kültürümüzle ilgili  mezkûr birikimin temelinde Ebu Bekir er- Râzî (ö. 925) gibi nice büyük hekimin kılı kırk yaran incelemelerinin de etkisi, katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

  “Râzî, kimyevî ilaçlara başvurmazdan önce, daima nebatî ilaçlara, tabiatın onları yetiştirip insanların istifadesine sunduğu şekilde müracaatı tercih ederdi. O, diyet ve yemek pişirme kitapları kaleme alır, yemeklerin en sıhhî hazırlanmasına dair öğütler verir, yemeğinin gaz yapmaması için pişirmezden önce kuru fasulyenin, menba suyuna konmasını tavsiye eder. Yemek pişirme reçeteleri tertipler, sirke içinde kuşkonmaz, patlıcan, soğan, hıyar ve İspanya biberinden turşu kurulmasına ait usûller gösterir. Portakal, erik, gül, kayısı, turunçtan nasıl en iyi reçellerin yapılabileceğine dair uzun uzadıya izahlarda bulunur.”[1]

…

  Köy kadınları sabahın erken saatlerinde (fecir vaktinde diyebiliriz) uyanır, ocağı harlatır, kuzineye pişirmek için ekmeğini bazlar ve akşamdan mayaladığı sütten oluşan yoğurdu yayığa koyarlardı. Sallama yayığı yarım saat eliyle, ayağıyla yaydıktan sonra yağ sütten ayrılır ve böylece geriye ayran ve yağ kalırdı. Ayran bizlerin yerli içeceği olarak tarihte yerini almıştır. Tereyağı ise yemeklere katılması yanında ekmek üstüne sürülerek de yenilen bir yiyecek olagelmiştir.

  Köy yerinde elma, armut, uvaz (hurma), erik, dut, şeker pancarı (pazı/perzü) gibi ürünlerin her birinden bal ve pekmez yapılır, bunlar topraktan mamul küp denilen koruyucu kaplarda muhafaza edilirdi. Arı balı ise yerel yöntemlerle üretilen ve adeta şifa konumunda olan bir yiyecekti. Sofraların vazgeçilmezi ekmek, yerel bazda üretilen mısır, buğday, arpadan yapılırdı. Burada mühim olan şey, tarlaya ekilen tohumların ve ondan elde edilen ürünlerin sağlıklı olmasıydı. Bu da doğal olarak söz konusu yemekleri dengeli olarak tüketenlerde sağlıklı bir hayat şeklinde tezahür eder.

  Mısır unundan yapılan yiyecek sadece ekmek değildir. Yerel dilde bulamaç denilen muhallebi mühim bir yemektir. İyice pişirilerek yapılan bu yemeğin üzerinde şerbet niyetine bir miktar bal dökülür. Mısır unu hamsi ve balık pişirmede, yemeklerin pek çok çeşitinde kullanılır. Buğday unundan mamul börekler, çörekler ise ayrı bir yiyecek unsurudur. Fasulyeden yapılan çeşitli yemeklerimiz vardır. Patatesli taze fasulye yemeği, kurutulmuş fasulye yemeği (çekinti yemeği), fasulye turşusu vb.

  Fasulye, lahana (pancar), pazı (perzü) gibi bitkilerden küpler dolusu turşular kurulurdu. Kış mevsiminin vazgeçilmez yiyeceklerinden biri turşulardı. Antibiyotik hükmünde olan turşular, kış hastalıkları için birer ilaç gibiydi. Özellikle ‘turşu dingili’ denilen yemek bu açıdan oldukça etkili, tecrübe edilmiş bir yemektir. Yine kış mevsimi için kilerde muhafaza edilen kabaklar, kurutulmuş fasulyeleri de zikretmek gerekir. Ayrıca kış için ayrılan elmalar, muşmulalar (töngel), uvazlar (bugün Trabzon hurması deniliyor), fındık ve cevizler de mühimdir.

  Etli yemekler olarak köylerde yetiştirilen kümes hayvanları, özellikle misafir geldiğinde, kesilip yemek olarak hazırlanır, tavuk suyu denilen yemek ise soğuk algınlığına tutulanlar için iyi gelirdi. Bazen köyde sığır kesilir, her bir hane üç beş kilo et alır ve patatesli et yemekleri damaklarda fevkalade tat bırakırdı. Yaz mevsiminin ferah bir yemeği olan, yoğurt ve sebze karışımından yapılan borani de güzel olur. Sokluk yemeği ise sofralarımızın en son yenilen yiyeceğidir. Yoğurt içine doğranan mısır ekmeği ile yapılan bu yemek, özellikle yaz sıcağında serinlemek için birebirdir.

  Köy yemeklerinin zenginliğini ve nefasetini en güzel şekilde görebilmek, düğünlerde mümkündür. Geçmişte düğün yemekleri özel bir aşçı tarafından hazırlanırdı. Buna göre önceden lokumlar dökülür, börekler (yufkalar) açılır, etler pişirilir, şerbetler hazırlanır, en az sekiz on çeşit yemekli sofralar hazırlanırdı. Mercimek veya şehriye çorbası, patatesli et yemeği, etli lahana sarması, peynirli dilimli börek, (düğün yemeklerinin olmazsa olması) keşkek, pirinç pilavı, lokum tatlısı yanına üzüm hoşafı ve ayran. Bu listeyi uzatmak mümkündür. Benzer durum Ramazan’da iftar sofralarında da görülebilir.

…

  Bugün artık hibrit (ebter) tohumlardan mamûl ekmeklerle besleniyoruz. Tohumlara, yetişen ürünlere, ekmeklere katılan kimyasal maddeler ayrı bir meseledir. Yediklerimizde eski koku ve tatların kalmadığı ise dikkatlerden kaçmıyor. Bundan böyle yetişen neslimiz şehirlerde büyüyor. İnsanların birçoğunun doyduğu yerde yaşadığı şehir hayatında, eski köy hayatında var olan yiyecek çeşitlerimiz de nisyana terk edilme tehlikesi ile baş başadır. Bunları en iyi kıvamında pişiren kadınlarımızın-analarımızın yetişen çocukları (kızları) artık sözünü ettiğimiz eski yemeklerin ne şekilde pişirileceğinin bilgisinden belli ölçüde mahrum yetişiyor. Böylece binlerce yıllık tecrübe sessiz sedasız şekilde avucumuzun içinden uçup gidiyor. Bunun üzerinde durulması gereken bir husus olduğu açıktır.

  Öylesine zengin, öylesine çeşiti bol mutfağımız var ki, gerek muhtevası gerek insan sağlığı için elverişli olması itibarıyla dünya ölçeğinde kendinden bahsettirecek bir yapıya sahiptir. Bu da fastfood (çabuk yemek), cittaslow (sakin şehir) akımlarında görüldüğü üzere ciddi bir ilmî-kültürel altyapıyı ve siyasi desteği gerektirir. Ülkemizin içinde bulunduğu ılıman kuşak ve bitki örtüsünün sunduğu yiyecek çeşitleri ile binlerce yıllık tecrübeye dayalı yemeklerimiz göz önüne alınırsa bunun ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Yemeklerimiz ile ilgili kültür, folklor, edebiyat, sanat, mimari ve din alanlarında yapılacak çalışmalar ise konunun ayrı bir boyutudur diyebiliriz. Biri maddemizi biri mânâmızı besleyen nân-ı azîz olan ekmek ve nazm-ı celîl olan Kur’an üzerine ‘Ekmek-Kur’an çarpsın ki!’ şeklinde yemin eden milletimizin bu denli zengin bitki örtüsü ve kültürel çeşitlilik üzerinde bulunuyor olması hasebiyle yemek kültürümüzü bizlere kadar ulaştıran üstatlarımıza, geçim için çırpınan atalarımıza ve yemeklerine kalbî-hasbî sevgisini de katan analarımıza/kadınlarımıza minnettarız. Sa’yleri meşkûr olsun…   

 



[1] Bkz. Sigrid Hunke, Avrupa’nın Üzerine Doğan Allah’ın Güneşi, çev. Servet Sezgin, İst. 2017, İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı Yay., sf. 158.

Bu makale 527 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Zevk-i Selîm Şehri: Edirne - I09 Nisan 2019

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2214  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 12605913  defa okunmuş ve 2753 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign